12 Temmuz 2026 Pazar

BİR'İN ÇOĞUL TEKLİĞİ: ÜÇ NOKTA PARÇACIKLARI


Tezimin konusunu tespit ettim: elektronlar nokta parçacıklar mı yoksa noktalı virgül parçacıklar mı olduğunu mukayese edeceğim ve buradan hareketle elektronların hareket halinde kalmak için niçin enerji harcamadıklarını; ve atom çekirdeğinin  içine düşmediklerini; bulut halinde yaşayarak mekânsal gelişimi belirleyen unsurlar olduklarını kanıtlamış olacağım. Fakat tez hocam “üç nokta parçacıkları” nı da konuna dahil et dedi ancak henüz ne yapacağıma karar veremedim. 

Bildiğim kadarıyla Üç nokta parçacıklar Bir’in çoğul tekilliği demek. Bu durumda Bir, üç halde mekânsal olabilir mi?  başka bir “Bir” var mı ki tekilliğin çoğulu olsun? Ama öte yandan kendi başına ( per se) bir Üç olamayacağına göre noktanın Üç’ü makul gözüküyor. Dahası üç nokta parçacık  virtüel gerçekliğe de atıf yapar; sadece aktüel gerçeklikle yetinmez ve süreci bitirmez; hep; sonrası, sonrası der, devamı gelecek der. Bu da daha ziyade durağan bir dalga hareketine benzer; biriktikçe başka bir şey olur.  Bu durumda da “olacak olan” ancak ve sadece Bir olarak gerçekleşir ve Tümel, Bir’in  Tek’i olur. Al sana bir sürü tuhaflık üstüne tuhaflık…  Dalga üstüne dalga…  
 
Tez Hocam, aslında onlar nokta bile değil; amorflar diyor ve o yüzden her şey olabilirlermiş. Ve içinde bulundukları ortama göre ve canları istediğinde Nokta Parçacık oluyorlarmış. ben onların canın ne zaman nokta parçacık olmak istediklerini matematiksel bir denklemle göstermeliymişim. Yani fizikten yeni bir metafizik ve felsefe çıkarmalıymışım.  Tez hocam dalgacı nokta parçacıklara özenerek  yoksa benle dalga mı geçiyor?

Ayrıca; tez hocama göre, bu nokta parçacıklar hiç durmadan saniyede ortalama 2000 km hızla dönüyorlarmış. Buna biyo-fizikte metabolik bozunma hızı diyorlarmış.  Metabolik bozunma hızı 2000 km altında düşük hızlarda seyreden bedenler bıllık bıllık oluyormuş. Bunu kim nasıl hesapladı bilmiyorum doğrusu. Bu üç nokta parçacıklar  bu kadar hızlı koşma yeteneğini anasının karnında öğrenmiş olsa gerek. Ama bana onun anası kim diye sormayın hemen. Cevap versem o zaman da onun anasını ve ta en uzak anasının anasını  merak edip sonlanmayan bir soru yağmuruna maruz kalacağım. En iyisi mi siz onu mutlak bir analar süreci olarak tasavvur edin ve rahat edin.
  
İçimizde bunca amorfluklar ve onun  üç noktalı tezahürü  parçacıklar  varken artık hiç kimse yalnızlık çekiyorum dememeli..  Zira;  saniyede ortalama 2000 km hızla gezinin milyonlarca miniminnacık parçacık(elektron ve kuarklar) bedenimizde dolanıp duruyor. Şu  miniminnacık kendinden hareketli parçacıklar olmamış olsa idi ne Fark olurdu ne Özdeşlik; ne de Çelişki!  Çoğulluk ve çeşitlik bir sonsuzluk formu olarak her sonlunun bağrında içkin olarak vardır. Evren sırf ve sadece kabaktan olsaydı kabak tadı verirdi herhalde. Fark, bir sonsuzluk formu olarak, kendi kendine, kendiliğinden, nesnel ve  içkin olarak  herkesde ve her şeyde vardır. Farkın tedrici doğası Çelişkiyi doğurur. Çelişki de mücadeleci ve belirleyici doğasıyla sonsuz gelişime yol açar; yeni hayatı yapar. Bu yüzden  Miniminnacık  parçacıkların  dinamizmi, düzen(leniş)i  ve istikrarlı akışı hiç kimseyi ve hiç bir şeyi  kendi başına yalnız komaz; ister istemez bir serüvene sürükler ve onun bir parçası yapar. Bir bakarsın yeni bir duygu durumundan ötekine geçmişsin: üzüntü sevinç olmuş; acı  da umut, ya da tersi!

Eğer bu üç nokta  parçacıkların kurucu ve örgütçü parçacık enerjisi ve istikrarlı akışı ve düzenlenişi ile her şey  halden hale giriyorsa  şimdi sorarım size, bu baş döndürücü  hıza ben nasıl yetişebilirim?.. Gerçekten tereddütteyim ve kafam iyice karıştı. Sizce bu üç nokta parçacıkları tez konuma dahil etmeli miyim? Lütfen konuyu bilen bir akademisyen bana yardımcı olsun.
 
Not: yapay zekayı bu işe alet etmeden cevap verin lütfen. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder