Kökleri Cezayirli Hasan Paşa tarafından 1773 Kasımpaşa
Tersanesinde kurulmuş olan MÜHENDİSHANE-İ BAHR-I HÜMAYUN’ a kadar uzanan Deniz
Lisesi, 31 Temmuz 2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile kapatıldı. Böylece, Amerikan
emperyalizminin uşağı ve kuklası olan FETÖ’nün
darbe girişiminden Deniz Lisesi de
nasibini almış oldu.
Bu kararı duyduğumda, 46 yıl önce ilk bahriye üniformasını giydiğim 1970’li günlerim gözümde canlandı... Deniz
subayı olarak yetiştirilmek üzere, Heybeliada’da, çamlar arasında
kaybolmuş Deniz Lisesi’nin lumbarağzından ilk adımımızı attığımız o körpe ve masum beyaz
kuzucuk günlerimiz..
“Boru sesi” ile yatıp-kalktığımız;
taburlara geçtiğimiz; armuz tutup sağ baştan hizaya girdiğimiz; talimlere çıktığımız;
derslere başladığımız; dersleri paydos ettiğimiz ve spora koştuğumuz o “boru sesli” günlerimiz..
Gemicilik atölyesinde ve kik limanında ilk gemicilik
bilgisi, görgüsü ve terbiyesini aldığımız o acemi-gemici günlerimiz..
19 mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim, 23 Nisanlardaki “uygun adım marş!” ve “yerinde saaay!” tören günlerimiz.. 10 Kasımlardaki Atatürk büstü önünde silahlı nöbet günlerimiz...
Sınıf subayımız eşliğinde disiplin kusurlarının tespit edildiği ve sergilendiği, ayni kalıba sokulmak
istendiğimiz o büyük avludaki "Muayene Taburu" günlerimiz...
TV yayını ile ilk
tanışma günlerimiz..
Ceza Talimli Yat Taburları'nda okuduğumuz "marşlı" günlerimiz:
"Haydi gidelim, derya gezelim./Vatana millete hizmet edelim./Asker tabura, alesta vira / Bosalar fora, Apiko dora." diyen "Cenk Sanatımız" marşı günlerimiz...
Ya da, "Ey dalgalar ey dalgalar siz bir çok gemicinin hayatına kastettiniz.." diye başlayan Gemicilik Opereti günlerimiz...
Ve de.. Deniz Harp Okulu Marşı günlerimiz :
"Şahlan artık ey deniz şanlı dostlar geliyor
Ummanlara hükmeden Barbaroslar geliyor
Baş koymuşuz uğruna biz bu coşkun suların
Ruhumuza dalgasız ölçüler dar geliyor
Biz denizci gençleriz göğsümüz şeref dolu
Atatürk'ü izleyen yol Deniz Harp Okulu"
Ceza Talimli Yat Taburları'nda okuduğumuz "marşlı" günlerimiz:
"Haydi gidelim, derya gezelim./Vatana millete hizmet edelim./Asker tabura, alesta vira / Bosalar fora, Apiko dora." diyen "Cenk Sanatımız" marşı günlerimiz...
Ya da, "Ey dalgalar ey dalgalar siz bir çok gemicinin hayatına kastettiniz.." diye başlayan Gemicilik Opereti günlerimiz...
Ve de.. Deniz Harp Okulu Marşı günlerimiz :
"Şahlan artık ey deniz şanlı dostlar geliyor
Ummanlara hükmeden Barbaroslar geliyor
Baş koymuşuz uğruna biz bu coşkun suların
Ruhumuza dalgasız ölçüler dar geliyor
Biz denizci gençleriz göğsümüz şeref dolu
Atatürk'ü izleyen yol Deniz Harp Okulu"
Kaytarmalı kamp dönemlerimiz.. Eğlenceli “Kuzu Günü” günlerimiz..
Çam ormanında tüfek omuzda kros günlerimiz..
Sıla hasreti çektiğimiz, ergenlik dönemi ada günlerimiz..
Masa başımızın "Yemeğin fazlasını isteyen var mı?" diye sorduğunda tabağımızı uzattığımız bol kepçe günlerimiz..
Masa başımızın "Yemeğin fazlasını isteyen var mı?" diye sorduğunda tabağımızı uzattığımız bol kepçe günlerimiz..
Hafta sonları günübirlik
İstanbullara gittiğimiz, koltuklarına beyaz mendiller serdiğimiz ve Rumca konuşmalarının hiç eksik
olmadığı o Paşabahçe, Dolmabahçe şehir hatları
vapuru günlerimiz..
Heybeliada iskelesinden tepedeki okula tırmandığımız ve yanımızdan faytonların geçtiği o yokuşlu yol günlerimiz.
Heybeliada iskelesinden tepedeki okula tırmandığımız ve yanımızdan faytonların geçtiği o yokuşlu yol günlerimiz.
12 Mart balyozunu ensemizde
hissettiğimiz ve Deniz Harp Okulu
öğrencilerinin siyasete bulaşmaktan toplu halde ilişiğinin kesildiği Dr.Hikmet Kıvılcımlı’lı, Mehmet
Ali Aybar’lı, Mihri Belli’li, Doğan Avcıoğlu'lu, Deniz
Gezmiş’li, Mahir Çayan’lı, Sarp Koray’lı.. “Tam bağımsız Türkiye ve Kahrolsun
Amerikan emperyalizmi” günlerimiz..
Hasılı, Deniz Harp Okulu'na merhaba!
diyeceğimiz ve o meç kuşanacağımız mezuniyet
töreni günlerimiz..
İşte o günlerden, “varlığım AMERİKAN emperyalizminin varlığına
armağan olsun” diyen ABD emperyalizmi hizmetindeki FETÖ’nün, Atatürk düşmanı, “vatan ve emek” hainliği günlerine gelmişiz/ getirilmişiz..
Peki, bu günlere gelmemizde Deniz
Lisesinin lav edilmesini gerektirebilecek
ne gibi bir kusuru olabilir? FETÖ’cü
alçaklıkların sorumluları arasında Deniz Lisesi de neden gösterilir?
Neymiş efendim, FETÖ’cü vatan ve
emek hainleri, askeri okullara sinsice sızmış/sızıyormuş! Sanki FETÖ’nün,
Cumhurbaşkanı katından emir-komuta katına; Anayasal kurumlardan ticaret, spor,
sanat alanına; her türlü bürokrasiye ve
belediyelere ve siyasi partilere sız(dırıl)madığı bir yer ve alan varmış gibi!! Hem sonra, madem sız(dırıl)mışlar, Siyası İktidar
olarak, sen de sızdırtma öyleyse!! Sen, işine geldiği için FETÖ’cülerin devletin kurumlarına sızmasına göz yumar; sessiz kalırsan adamlar elbette istedikleri
kurumlara sızarlar; ve devleti ele geçirirler.
Vaktiyle bu konuda söylenmiş o
kadar çok söz ve uyarı var ki, iktidardaki yetkililerce doğru dürüst hiç dikkate alınmamış.
Siyasi İktidar olarak, kusurlu ve suçlusunuz! Genel Kurmay ve kuvvet komutanlıkları da kusurlu ve suçlu.. Görev ve sorumluluklarını gereğince yerine
getirmemiş görünüyorlar… Habire "yanılmışız/kandırılmışız" diyerek özür dilemek; pişmanlık duymak, gidenleri geri getirmez; zararları telafi etmez. Sadece,
bu gibi memleket işlerinin ve meselelerinin, bundan böyle sizler tarafından deruhte edilemeyeceğini
gösterir. Devlet yönetmeyi bilmediğinizi ve beceremediğinizi gösterir.
Nasıl ki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı imam hatip okullarını ya da Diyanet Başkanlığını ortadan kaldırmakla o kurumlardaki Fethullahçı yapılanma ve yuvalanmalarla mücadele edilemezse, yaklaşık 350 yıllık geçmişi olan Deniz Lisesi’ni lav
ederek de TSK ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki Fethullahçı yapılanmanın ve yuvalanmanın sorunlarını çözemeyiz.
Lav etmek, bir yöntem olamaz! Lav etmek yöntemi, ancak, iktisadi-siyasi sorunların ve toplumsal
çelişkilerin üstesinden gelemeyen siyasi iktidarların kendi kusurunu ve suçunu örtmek, gizlemek, kamufle
etmek için başvurduğu “halkı aldatma
yöntemi “ olabilir.
Hani Cem Karaca’nın bir şarkısı vardı: “beni siz delirtiniz” diye, https://youtu.be/ytbUzbTEshw işte tıpkı o şarkının sözleri gibi, bu güne
kadar yaşadığımız toplumsal çelişkilerin ve iktisadi-siyasi sorunların kaynağında 1945’lerden bu
yana “Cici Amerika” cı ve NATO’cu siyasal iktidarların izlediği siyasetler var. Özellikle,
12 Eylül Amerikancı darbeden sonra cebren ve hileyle değil, bizatihi beşli
cuntanın tasarrufuyla siyasilerin oy deposu tarikat, cemaat, şeyh ve dervişlere
kol kanat gerildi; gelişmeleri için
imkan ve fırsatlar tanındı. İstikbal İslamcılıktadır anlayışı yerleştirilmeye çalışıldı. Ve cumhuriyeti kuran devrimci lider, Atatürk, İslam dinine karşı muhalifleştirildi. O yüzden, istediğiniz kadar Türkiye’nin anayasal kurumlarını
yeniden yapılandırın, emperyalizmin baskı ve denetiminden; egemenlik
araçlarından bağımsızlaşmadığınız sürece/için,
bu halkı oyalamış; aldatmış; ve Türkiye’ye kötülük etmiş olursunuz.
İstiklal savaşımızı ve
Atatürklü cumhuriyet dönemimizi saymazsak, Türkiye, ne zaman,
halkın ihtiyaç ve çıkarlarına göre kendi
kendini yönetmek istese, emperyalizm, Türkiye’nin üstüne çullanıyor ve başına
çuval geçiriyor. Artık buna bir son vermenin zamanı gelmiştir. FETÖ’cü darbe ve işgal girişimini bastıran-ezen Atatürk Cumhuriyetine bağlı TSK birlikleri ve 15 Temmuz ANTİ-FETÖ'cü ilerici halk hareketi-direnişi-dayanışması emperyalizm aleyhtarı bir ortam
ve fırsat yaratmıştır. Sağ-sol demeden halkıyla ve devletiyle, yani Türk
milletiyle, Türkiye, bu imkan ve fırsatı çok iyi değerlendirmek zorundadır; ve düşmanlarımız, artık, Atatürkçü bağımsız ve halkçı bir Türkiye’ye RAZI edilmelidir.
Atatürk diyor ki: “Hudutlarının önemli ve büyük kısmı deniz olan Türk
Devleti’nin, donanmasının da mühim ve büyük olması gerekir. O zaman Türkiye
Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve güçlü bir Türk
Donanmasına sahip olmak gayedir.”
Peki, mükemmel ve güçlü bir Türk
Donanmasına sahip olmak” nasıl olacak ?
Sen daha şimdiden donanmaya subay
yetiştirme kaynaklarını kurutmaya çalışırsan, küçük yaştan deniz ve donanma
sevgisi aşılayabileceğin halk çocuklarının gittiği okulları lav edersen Atatürk’ün
göstermiş olduğu hedefe ulaşamazsın ki!!. Hem sonra; Deniz Kuvvetleri’nin birliği ve bütünlüğü ile oynarsanız güçlü bir donanmaya sahip olamazsınız. Deniz Lisesinde yanlış bir şeyler, kötü bir gidiş varsa bu alınacak
tedbirlerle düzeltilebilir. Ama tedbir almaya hacet kalmasın diye Deniz
Lisesi’ni ortadan kaldırırsanız ilerde
Barbaros’un torunları olacak bu halk çocuklarına ve Türk milletine en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.
1839 yılında Mekteb-i Bahriye-i Şahane ismini alan ve1851’de Heybeliada Kalyoncu
Kışlası’na taşınan; ve 1853 yılında da dört sınıflı İdadi (Lise) kısmı açılan
bahriye mektebinin adı 1928’de Deniz
Harp Okulu ve Deniz Lisesi Komutanlığı olarak
değiştirilmiş;1963 yılında Deniz Lisesi Deniz Harp Okulundan ayrılmış ve
günümüze kadar gelmiştir. Böylesi tarihi bir kimliği ve değeri niye kaybetmek isteyelim
ki!? Bir çok alanda, meslek grubunda, sporda alt yapıdan, küçük yaştan kadrolar,
elemanlar yetiştirme uygulamaları ve gelenekleri varken, niçin Deniz
Lisesi’yle uğraşırsınız ki..!?
1081’de Çaka Beylerle başlayan
Türk denizcilik tarihi mazisi
iyi-kötü; acı-tatlı hatıralarla doludur. Eğer; Deniz Lisesini lav ederek küçük
yaşta namzet bahriye subayı adayı yetiştirme yuvalarını kapatacak olursak İnebahtı, Çeşme, Sinop Deniz savaşları gibi denizcilik tarihimizde yeni bir kara sayfa açmaya hazırlık yapmış oluruz... O zaman da Tarih bizi affetmeyecektir!
Bir kez daha sesleniyoruz. FETÖ, nam-ı diğer CİA-MAAT, soruları çalarak askeri liselere sız(dırıl)dı diye Deniz
Lisesi lav edilemez!! Eğer; sırf bu gerekçe ile askeri liseleri lav ediyorsanız, FETÖ'nün, CİA-MAAT'ın sızmış olduğu diğer kurumları da lav etmeniz gerekir. O yüzden; bu kararı alanlar bir an önce kararlarını gözden geçirip bu tarihi
yanlıştan dönmelidirler.
Yıllar önce, Tuhfetü’l-kibar fi Esfari’l-bihar adlı eserinde Katip Çelebi, “düşmanın tecavüze fırsat bulmasının, maliye
düzeninin, asker, hazine ve halk işlerindeki bozukluğun, bir yandan da
tedbirleri almaktaki kusur ve ihmallerden ileri geldiğini; öte yandan da Yavuz
Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki yollardan sapıldığını,
arkadan gelenlerin, ne yaparlarsa kanun olur sanmalarının bu sonucu doğurduğunu
tekrarlayarak kitabın asıl amacını belirtmişti.”
Ayni kitabın Denizcilere Öğütler kısmındaysa bakın neler demiş Katip Çelebi:
Birinci Öğüt der ki: “Kapudan kendi korsan değilse deniz işinde ve
deniz savaşı üzerinde korsanlarla danışık edip dinleye. Yalnız kendi bildiğine
gidenler çoğu pişman olagelmişlerdir. Hele bu yolda bir yanlış yapılırsa ziyan yalnız kendisine değildir.”
Yirmi beşinci Öğüt der ki: “ Kapudan Paşa, yerinde dura. Kendi varıp
düşmana heves etmeye. Zira baş gidince ayak kalmaz. Bununla çok ziyan görüldü.
Serdarlara yararlık yerinde durmaktır.
Kırkıncı Öğüt’de der ki : “Eski padişahların sefer ve fetih olayları,
kapudanların denizde sefer ve savaşları üzerinde anlatılanlar, yazılanlar
görülüp kıssadan hisse alına, gaflet olunmaya vesselam.”
Deniz Lisesi’ni lav edenlere son
kez Katip Çelebi’nin bu üç öğüdüyle
seslenip uyarmak istiyorum. Belki kıssadan hisse alır yaptıklarından pişman
olurlar ve Deniz Lisesini yeniden eğitim –öğrenime açarlar.
Vesselam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder